• 2

02 Ağustos 2012 - Anasayfa // Kulu Günlük Olaylar Haberi yazdır

Mutlaka okunması gereken İsveç analizi...

Mutlaka okunması gereken İsveç analizi...

Mutlaka okunması gereken İsveç analizi...

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş

İsveç’e göç hakkında inceleme yapan iki araştırmacı Hüseyin Mirza Karagöz ve Ali Karagöz,’’ İsveç nasıl bir ülkedir? İsveç’in göçmen politikası nasıldır? Biz göçmenleri kolay kabul etti mi? Niçin kabul etti? İsteklerimizi, beklentilerimizi ne ölçüde karşıladı’’ gibi konuları irdeleyerek hazırladıkları araştırma makalesi Tawkirar.com adlı internet sitesinde yayınlandı. İşte o yazı…

İSVEÇ’E GÖÇ DOSYASI

İsveç, İkinci Dünya savaşında tarafsız kalarak o yıllardaki kaos ortamını iyi değerlendirdi; başta kendi halkına ve çevre ülke insanlarına geniş bir iş ortamı yarattı. Çünkü bütün ülkeler savaşa girmiş, fabrikaları doğru dürüst çalışmıyordu. Bu yüzden, İsveç, İkinci Dünya savaşından sonra sürekli göç alan bir ülke haline geldi.

Oysa, 1850’li yıllardan 1900’lu yılların başlarına kadar yaklaşık 1,3 milyon İsveçli, o zamanın ilkel gemileriyle Atlantik’i geçerek özellikle de Amerika’ya yerleşmek zorunda kalmıştı. 1890 yılında Amerika’da yapılan nüfus sayımında İsveçlilerin sayısı 800 bini aşmıştı. Bu göçlerin nedenlerini; genel ve eşit seçme- seçilme, daha iyi bir yaşantı, daha iyi bir ev, düzenli bir ekonomik gelir ve daha iyi bir eğitim olarak sıralamak mümkündür. Bugün Amerika’da 4,3 milyon ve Kanada’da 330 bin İsveç kökenli insan yaşıyor.

Savaşa girmediği için fabrikalarını kapatmayan İsveç, zamanla göç veren bir ülkeden göç alan bir ülke haline geldi. 1970’li yıllara kadar çok sayıda göçmen İsveç’e geldi. Bunlar, genellikle ‘’işgücü göçmeni’’ idi ve sanayideki işçi açığını kapatmak için kabul edildi.

Türkiye ile İsveç arasındaki ilk dış göç ve işgücü anlaşması 1967 yılında imzalandı, ancak İsveç Devleti, hiçbir zaman Türkiye’den direk işçi talebinde bulunmadı. Türkiye yerine eski Yugoslavya’ya yöneldi. Bunda, o yıllardaki Yugoslavya Devlet Başkanı Tito’nun özel çabaları ve Yugoslavya’nın bir Avrupa ülkesi olması etkili olabilir.

İsveç, bunun yerine insani nedenleri gerekçe göstererek Türkiye’den ”siyasi ve ekonomik göçmen’’ aldı. İsveç bu işçilerin bir gün geldikleri yere geri dönecekleri düşüncesi içindeydi. Ancak, 1980’li yıllarda, ‘’işgücü işçisi’’ yerine bu kez de ‘’aile ve akraba(evlilik) göçü’’ başladı. Çünkü giden işçiler ailelerini yanlarına aldılar veya kendi ülkesinde evlenerek eşlerini İsveç’e götürdüler. Ayrıca, Türkiye’de patlak veren 12 Eylül darbesinden sonra, 1980’li yıllarda çok sayıda siyasi sığınma başvurusu oldu. 1980–2002 yılları arasında Türkiye’den İsveç’e gelen göçmenlerin % 33,3’ü ‘’sığınma amaçlı’’, % 51’i ise ”akraba göçü’’ idi.

2. Dünya Savaş’ından sonra(1950–60 arası) İsveç’e en çok göçmen, komşu(İskandinavya) ülkeleri, Orta ve Güney Avrupa’dan geldiler. 1970’lerde, bu ülkelerden gelen göçmen sayısında bir duraklama oldu, ama Asya ve Latin Amerika ülkelerindeki karışıklıklardan dolayı da İsveç sığınmak için ideal bir ülkeydi. 1990’lı yıllarda, Balkan ülkelerinin karışmasıyla bu ülkelerden gelen göçmen sayısında büyük bir artış oldu.

Kim “göçmen”, kim “mülteci”?
İsveç İstatistik Genel Müdürlüğünden(SCB) Linus Johansson, 2009 yılında yayınlanan bir makalesinde “göçmen” ile “mülteci” terimlerini şu şekilde tanımlıyor:

Bir “mülteci” başka bir ülkeden gelip, korunmaya muhtaç olup sığınmak için İsveç’te kalmak için başvuran kişidir. Bir “göçmen” demek, oturumlu olarak en az bir yıl yurtdışında kalmak demektir. Bugün İsveç’teki göçmen sayısı konusunda farklı istatistiki bilgilere ulaşmak mümkündür. Bunun nedeni de “göçmen” teriminin tanımından kaynaklanıyor. Çünkü, kimin “göçmen”, kimin “mülteci” olduğunun kesin bir sınıflaması yoktur.

2003 yılına kadar İsveç’teki yabancı ülke vatandaşı sayısı 476 bin ve başka bir ülkeden doğanların sayısı ise 1.078.000’dir. İsveç’te oturan yabancıların her yedi kişiden biri(1/7) İsveç’te doğmuş. İsveç’te oturan mülteci sayısına gelince; rakamlar farklılık göstermektedir. Çünkü, ülkelerine geri dönenlerin ve ölenlerin sayısı net olarak bilinmiyor. İsveç’e gelenlerin bir kısmı “göçmen”, bir kısmı da “mülteci” olarak kaydedilmiş. Ülkede kaçak olarak yaşayanların sayısı ise bilinmiyor. Bunların çoğu, oturma izni verilmediği zaman adres ve kimliklerini gizleyerek ülkede kaldılar.

İsveç’e gelen göçmen ve mülteci sayısı, dünyadaki olaylarla parallellik taşır ve İsveç’in göçmen politikasıyla yakından ilgilidir. Örneğin, eski Yugoslavya’da iç savaç patlak verdiğinde, 1992 – 1993 yıllarında İsveç oldukça çok mülteciye kapılarını açtı.

Devlet Göçmenler Dairesi’nin yayınladığı istatistiklere göre, 1985 – 2003 yılları arasında İsveç’e toplam 630 bin kişi mülteci olarak gelmiş. Bunların 93 bini (siyasi nedenlerle) koruma amaçlı; 134 bini de insani nedenlerle oturma izni almış. Geriye kalan yaklaşık 400 bin kişi hakkında ise geri gönderilme kararıalınmış, ancak, bunların da bir kısmı ülkede kaçak olarak kalmayı başarmıştır. Arada bir çıkarılan af yasalarıyla bunlar da zaman zaman oturma iznine kavuşuyor.

İsveç’e gelen göçmenlerin özellikleri
İsveç’e gelen göçmenlerin sayısında ve geldikleri ülkelere göre birçok faktörün etkin olduğunu görmek mümkündür.

İşgücü göçü
Kendi ülkelerinde iş bulamayan veya çok düşük ücretlerle çalışanların İsveç’e gelip daha yüksek ücret ve iyi iş ortamlarında çalışma koşullarına sahip olan göçmenlerdir. Bu gruba giren göçmenler, genellikle Finlandiya, Eski Yugoslavya, İtalya ve az da olsa Türkiye’den gelmişler.

Sığınma amaçlı göç(savaş, darbe ve iç karışıklıklardan dolayı)
Kendi ülkelerindeki savaş, darbe ve iç sorunlarından dolayı İsveç’e gelen göçmenlerdir. Bunlar, başlangıçta Latin Amerika ve Asya’dan; daha sonra da Türkiye ve Balkanlardan gelenlerdir.

Akraba ve aile(evlilik) bağlantılı göç
Daha önce ülkeye yerleşmiş akrabalarla ilintili göçtür. Yani, daha önce İsveç’e yerleşmiş kişilerin/ailelerin İsveç’te doğan çocuklarının, anayurtlarındaki kendi akraba ve tanıdıklarıyla evlenerek İsveç’e yerleşmeleri demektir. Bugün İsveç’teki göçmenler arasında “akraba ve evlilik” ile bağlantılı olarak gelenlerin sayısı oldukça yüksektir. 1990’lı yıllarda İsveç’e gelen göçmenlerin onda 4’ü aile bağlarından dolayı oturum aldılar. 2000 yılından sonra İsveç’e yerleşen göçmenlerin(İskandinav ülkeleri hariç) yarısından fazlası ailevi(aile ve akraba) nedenlerle geldiler.

2008 yılında oturum alarak İsveç’e yerleşenlerin % 47’si aile bağlarına dayanarak oturum aldılar ve bunların % 80’i 40 yaşın altındadır. Sadece 2008 yılında Türkiye’den 1100 kişi, aile bağıyla, yani evlilik yoluyla İsveç’e yerleşti. Bunların içinde Elbistanlı(Tapkıranlıların), Konya Kulu’luların ve Mardin Midyat’lı Süryanilerin oranı oldukça yüksektir.

Sığınma(Siyasi ve Ekonomik nedenlerle göç)
Dünyanın çeşitli ülkelerindeki savaşlar, darbeler ve iç karışıklıklar, İsveç’te işgücünün azlığı, İsveç’teki yüksek eğitim olanakları siyasi ve ekonomik nedenlerle sığınmanın başlıca nedenidir.

Yukarıda dört kategoriye ayırdığımız nedenlerden dolayı insanlar, kendi ülkelerini terk ederek İsveç’e yerleştiler. 2008 yılı verilerine göre, İsveç’te oturma izni alanların(İskandinav ülkeleri hariç) sayısı 34.500’dür. 31 Ocak 2010 itibariyle İsveç nüfusunun % 14,4’ü, yani 1,3 milyon kişi dünyanın 205 ülkesinden gelen göçmenlerden ve onların İsveç’te doğan çocuklarından oluşuyor.

İsveç’teki Türkiyelilerin(Türkiye’den gelenler) nüfusuna gelince; her ne kadar elimizden net saglikli rakamlar yoksa da, burada doğan çocukları ve hatta kaçak olarak yaşayanları da eklersek, 80 bin civarında bir kitle olduğu tahmin ediliyor. Yöre olarak Konya – Kulu’lular ilk sıradadır. Ardından Mardin, Midyat’lı Süryaniler ve Maraşlılar (Tapkıranlılar) gelmektedir.

Neden İsveç?
İsveç, İkinci Dünya Savaşında tarafsız kalıp fabrikalarını çalıştırdığı için işgücüne ihtiyaç duydu. 1970’li yıllara kadar İsveç’ e gelen çalışabilir insanlar aynı hafta içinde iş bulabiliyorlardı. Savaşlarda tarafsız olduğunu söylediği için; savaş karşıtları, yazan, çizen, düşünen sosyal demokratlar ve sosyalistler için ülke cazip bir hale geldi.

İsveç, Balkanlardaki karışıklıklardan dolayı bir gece içinde binlerce mülteciye kapılarını açtı. Böylece, işgücünün yanında sığınma amaçlı siyasi ve ekonomik göçmen de kabul etti. İlk gelenlerin çocukları büyüyüp evlenme çağına gelmeleriyle birlikte aile ve akraba bağlantılı göç de hızlandı.

Sosyal demokrasinin beşiği, demokrasiye, insan haklarına örnek model oluşturması nedeniyle İsveç zamanla Üçüncü Dünya ülkeleri için çekici ve özenilen bir ülke haline geldi.




Atila ALTUNTAŞ tarafından yazılan bu haber, 8983 defa okunmuştur.


YORUM YAZ

tansel görgülü
Merhabalar
İnsanlar arasında oluşan fakir zengin sınıf ayrımı , güçlünün güçsüzü ezmesi şeklinde hayatın her alanında kendini gösterir.Örneğin Kulu da aile evlenmelerinde genellikle fakir zengin sınıf ayrımı yapılarak gerçekleştirilmiştir.( benim yaşadığım zamandan bahsetmekteyim.)
İsveç’e gidenlerin Yani İsveç pasaportlu olanların tamamına yakını akrabalıktan ziyade zengin olan ve kulu da itibar yapmış kişilerin çocuklarıyla çocuklarını evlenmelerine müsaade etmişler . Fakirler hiçbir zaman gözetilmemiştir.ve bu yüzden Kulu dan İsveç’ e evlendirilip te gidenlerin çoğu bir kaç yıl içinde boşanmışlardır.
çocuklarını evlendirirken özellikle isveç pasaportu taşıyan aileler Büyük çoğunluktan bahsediyorum ve benim zamanımda karşılaştığım yıllardan bahsediyorum. bulundukları ortama zengin biri geldiğinde ayağa kalkar, kibar bir tavırla karşılar ve kişinin her isteğini yerine getirmeye çalışırlardı. Zenginlerin Ortamdaki rahatlığını sağlamak için büyük çaba sarf ederler. Fakir bir insan geldiğinde ise ayağa kalkmaya gerek duymaz, umursamaz bir tavır takınır ve ilgisiz davranırlardı. Hatta yeri geldiğinde kız istemeye İsveçli birisine gidildiğinde eğer kız isteyen fakir ise o fakir kişiyi aşağılamaya varan üsluplar sergilerler. Zengin ve itibarlı kişilere karşı genellikle ince ve yumuşak bir ses tonu kullanırken, fakir bir insanla sert bir ses tonu ile konuşurlardı.( bu Bir öz eleştiridir sakın yanlış anlaşılmasın)Burada Kulu halkından hiç kimseyi suçlamıyorum. Bende KULULUYUM Bunları o yıllarda bire bir yaşadım selam ve saygılarımla
huseyin
isveci bilmem ama iswicreyi arnavut doldurdu her birinde de en az 3 cocuk var..acaip ürüyorlar..
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan KuluHaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kulu Günlük Olaylar Haberleri

Tümü
ÖMERANLI MAHALLESİNDE TARLA YANGINI ÖMERANLI MAHALLESİNDE TARLA YANGINI
İlçemize bağlı Ömeranlı Mahallesi, Konya-Ankara karayolu mevkiinde tarla yangını meydana geldi. 500 dekarın üzerinde mahsul kül oldu.

Aday Tanıtım

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]