16 Nisan 2011 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

MUTLULUĞUN GİZİ

MUTLULUĞUN GİZİ

Murat TÜTÜNCÜ

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 2835 kez okunmuştur

Yaşadığımız hayatta ortalık, üniversite mezunu işsizlerle dolu. İnsanlar meteliğe kurşun atıyor. Yetişkinlerin hayal kuracak bir dakikası bile yok- kısacası ''hayatın katı gerçekleri''ne karşı, sabah dokuz akşam beş, günde tam sekiz saat ev geçindirmek için, çocukların okul parası için mücadele ediyorlar.

            Dünya hiç şimdiki kadar kamplaşmamıştı. Depremler, soykırımlar, gezegeni hiçe saymalar, ekonomik krizler yoksulluk kol geziyor. Herkes dünyadaki sorunların yada kişisel dertlerinin hiç olmazsa bir kısmından kurtulmak için acil çözümler arıyor. Ne var ki, geleceğin dahafazla karanlıktan başka vaadi yok.

            Bense kalkmış, mutluluğun gizini aramaya çalışıyorum….

            Ailesi ve kendisini seven hiç kimsesi olmayan bir yetim kızla ilgili çok güzel bir masal vardır. Kendini çok ama çok üzgün ve yalnız hissettiği bir gün, çayırda yürürken, bir çalıya küçük bir kelebeğin takıldığını görür. Kendini kurtarmak için çabaladıkça, dikenler onun narin bedenini daha çok hırpalar.

            Küçük yetim kız dikkatle kelebeği kurtarır. Uçup gitmek yerine, kelebek güzel bir periye dönüşür. Kız gözlerine inanamaz. Peri,  kıza ''Senin eşsiz iyi kalpli davranışın için, sana bir dilek dileme hakkı veriyorum.''der.

            Kız biraz düşünür, sonra ''Mutlu olmak istiyorum.'' der. Peri '' Peki'' der, ona eğilir ve kulağına fısıldar. Sonrada orta-dan kaybolur.

         Kız  büyüdüğü sürece, ondan daha mutlu kimse yoktur. Herkes ona mutluluğun sırrını sorar. O ise gülümser ve ''Sırrım, küçük bir kızken iyi kalpli bir periyi dinlemiş olmamdır.'' der.

        Yaşlanıp, ölüm döşeğine düştüğünde, komşuları etrafında toplanırlar. Sırrının da onunla birlikte yitip gitmesinden korkmaktadırlar. ''Lütfen bize söyle'' diye yalvarırlar. ''İyi peri sana ne dedi.?'' Sevimli yaşlı kadın gülümser ve ''Bana şöyle söyledi'' der: ''ne kadar güvende, ne kadar yaşlı yada genç, zengin yada fakir olursa olsun herkesin sana ihtiyacı var.’’

       

         Budizme göre ;  Bütün mutsuz olanlar, yalnız kendi mutlulukları peşinde koşanlardır. Bütün mutlu olanlar ise başkalarının mutlu olması için çalışanlardır.

         Mustafa Kemal Atatürk ; Kişinin yaşadıkça memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonraki gelecekler için çalışmaktır. Bir insan böyle hareket ederken ‘’ benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı bilecekler mi?’’ diye bile düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar hizmetlerini bütün nesiller boyunca bilinmemesini tercih edecek karekterde  bulunanlardır demiştir.

 

        Mevlana ise; gerçek hazine ve mutluluğu insanın kendinde ve gönlünde olduğunu tariflemiştir.

      Vücutta melatonin, seratonin ve endorfin hormonlarını salgılanmasının mutluluk üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Bu hormonlara’’ mutluluk hormonları’’ denmektedir.

      Bu yüzden kış aylarında daha az salgılanan hormonlar nedeniyle mutluluk oranı sıcak aylara göre daha düşüktür. Kuzey kesimdeki ülkelerde intihar sayısını Ekvatoral kesimlerden fazla olmasının nedeni de budur. İklim değişiklikleri mutluluğu etkileyen faktörlerdendir.

      Araştırmalar gösteriyor ki mutluluk hormonları yükseldiğinde; moraliniz yüksek oluyor, rahat uyku uyuyorsunuz, iştahınız azalıyor, ruh sağlığınız düzeliyor, enerjiniz artıyor. Düşük ise; sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallere neden oluyor, iştahı bozuyor, obezite veya anoreksiya, bulimia nervosa gibi yeme bozukluklarına yol açıyor.

     Mutluluk hormonu salgılatan besinler ise; çikolata, dondurma, makarna, ekmek, fıstık, çilek, muz, susam, portakal vb.dir.

    İnsanlar gözlerinin önündeki hazineleri göremez; çünkü insanlar hazinelere inanmaz. Yani insanlar çok basit olan gerçeği kabullenmek yerine karmaşık çözümleri arar ve bunları bulmak için yakına değil uzağa bakarlar.

       Hayatın anlamını ölümden dönen bir insana sorun. Yada ölmeyi bekleyen, yaşamdan hiçbir umudu olmayan bir insana sorun…

  

      Sahip olduğunuz her şeyi kaybettiğinizi, sonrada bulduğunuzu düşünün. Nasılda mutlu olurdunuz. Sahip olduğunuz şeylerin, sağlığınızın, eşinizin, çocuklarınızın, arkadaş ve dostlarınızın değerini bilmek…

 

     Suçlamaktan vazgeçin herkesi ve en başta kendinizi…Çözün beklentisiz sevmeyi bile becerememişken, iyilik yapabilmenin o büyük erdemini…

    Yüreğinizi eğitmeyi öğrenin… Talep etmemeyi, nefesi derinden alıp dışa vermemeyi, yürümesini öğrenin, düşe kalka…

    Canınız acısa da üstünde durmamayı, gerçekleştirmeyi öğrenin düşlerinizi… Geriye  itip bastırabilmeyi korkularınızı, hayal kırıklıklarınızı ve yüzünüzü güneşe dönmeyi tutkuyla ve heyecanla…

    Hayat, kısacık bir zamana sığdırılmış uzun bir yol bu yolda ilerlerken tutun sevdiklerinizin ellerinden, yaptığınız güzelliklerle ufuk açın kalplerine, renk olun gönül bahçelerine…

    Beklemeyin karşılık falan, tadını çıkarın karşılıksız değerlerin, emeklerin, sevmelerin…

   Mutlu kalmanız dileklerimle…


 KuluHaber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları KuluHaber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]