16 Nisan 2011 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

133 YILDIR BİTMEYEN SORUN: ERMENİ SORUNU

133 YILDIR BİTMEYEN SORUN: ERMENİ SORUNU

M Zahid SARAÇ

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 4448 kez okunmuştur

          24 Nisan yaklaşıyor, sözde soykırım kabusu yine Türkiye’nin önüne ısıtılıp getirilecek peki o dönemde neler yaşandı. Gelin 133 yıl öncesine gidip o olayları bir hatırlıyalım.

          Osmanlı toplumunda Milet-i Sadıka diye adlandırılan Ermeniler, yıllarca huzur içinde yaşadıkları bu coğrafyada özellikle misyoner çalışmaları sonucu, kendi çıkardıkları sorunu dünya kamuoyuna duyurmak istemişlerdir. İşte bu sorun aktif olarak 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Rusların Doğu Anadolu’daki bazı Türk şehirlerini işgal ederek, bu şehirlerde yaşayan Ermenileri bağımsızlık amacı ile Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmasıyla baş göstermiştir. Savaşın ardından toplanan Berlin Kongresi’nde ise özerklik için İngiltere’den yardım istendi. Kongrede bunu Rusya ve İngiltere’den başka destekleyen bir devlet olmadı ve sadece Ermenilerin Çerkezlere ve Kürtlere karşı güvenliği sağlanması istenmiştir.

          Ermeniler artık seslerini daha çok duyurmak için Hınçak, Daşnak, Armenakan gibi çeteler kurarak silahlanmış ve Anadolu ve İstanbul’da çeteciliğe başlamıştır. Diğer bir yandan çeşitli mecmualarla çetecilik faaliyetlerini örtbas etmek istemiştir.

    Ermenilerin Çıkardıkları Olaylardan Bazıları

          1889 yılı Mayıs ayında Van’da Armenakan Partisine mensup üç Ermeni, Kürt kılığına girip, Türk sınırından gizlice Van’a girmek isterken Türk zaptiyeler tarafından durdurulunca silahlı çatışma çıkmış bu üç Ermeni’den biri ölmüş, biri yaralanmış diğeri ise kaçmıştır. Üzerlerinde bulunan mektuplarda Fransa ve İngiltere’deki Ermeni kuruluşları ile yakın bağlantıları olduğu anlaşılmıştır.

          20 Haziran 1890 yılında ise Erzurum’da Ruslardan gelen silahların depolandığı haber alındı. Vali tarafından arama emri verilince mühimmat saklandı ve aramaya gelen erlere ve halka ateş edilmesi sonucunda her iki taraftan 100 kişi öldü, 200- 300 kişide yaralandı.

          1892’ de ise Merzifon’da olaylar çıktı. Burada olayların başında misyoner okullarındaki hocalar vardı.

          1894 yılında Bitlis’in Sasun kasabasında ise birçok Kürt katledildi.

          1895 yılında ise Maraş’a bağlı Zeytun ilçesinde olaylar patlak verdi. Hınçak komitesi tarafından çıkartılan olaylarda askerler duruma hâkim olmuş ve asiler imha edileceği sırada dış devletlerin elçileri Bab-ı Ali ‘ye gelerek aracılık teklifinde bulundular ve olaylar yatıştı.

Padişah’a Suikast     

          1905’te ise Cuma Namazı çıkışında Sultan II. Abdülhamid Han’a bombalı saldırı düzenlendi, fakat padişah bu saldırıdan hiç yara almadan kurtuldu. Bu olaylar gibi daha nice olaylar yaşanmış sonunda Osmanlı Devleti sert tedbirler almak zorunda kalmıştır. Müslümanlar ise kesinlikle katliam yapmamış, yapılan sadece nefsi müdafaadır. Yapılan bunca katliama karşı sessiz kalınamazdı.

          I. Dünya Savaşı başladığında ise Ermenilerin savaş esnasında sorun çıkaracakları göze alınarak güneye göç ettirilmesi kararlaştırılmış. İşte yıllardır bu nefsi müdafaa ve bu göç sonucu yolda çeşitli hastalıktan ölenlerin katliam sonucu öldükleri savunulmaktadır.   

 

 


 KuluHaber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları KuluHaber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.047 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]