04 Mayıs 2011 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

HIPERTANSIYON-YUKSEK KAN BASINCI

HIPERTANSIYON-YUKSEK KAN BASINCI

Harun UZEL

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 3386 kez okunmuştur

HIPERTANSIYON-YUKSEK KAN BASINCI

 

Bir önceki sayımızda, genel olarak sağlık kavramı ve koruyucu hekimlik üzerinde kısa bir bilgi verdikten sonra

“önlenebilir” nitelikteki kalp ve damar hastalıklarından korunma stratejileri ve “düzeltilebilir” risk faktörlerinden

Yüksek Tansiyon-Hypertoni konusunu ele alacağımızı söylemiştik. Hipertansiyon ve hipertansiyonun getirdiği sorunlar tüm dünyada yaklaşık bir milyardan fazla kişiyi ilgilendirmektedir. Kan basıncı(tansiyon) kalp-damar

hastalıkları için bağımsız bir risk faktörüdür. Kan basıncı arttıkça kalp krizi, kalp yetmezliği, inme ve böbrek

yetmezliği riski artar.

Tansiyon ya da kan basıncı, kalbin atardamarlara pompaladığı kanın, damar duvarına uyguladığı basınçtır. Normal koşullarda, dakikada 60-80 defa atan kalbimizin her atımı ile kan basıncı artarken (sistolik kan basıncı

- büyük tansiyon), kalbin iki atımı arasındaki kanla dolma periyodunda azalır (diyastolik kan basıncı - küçük

tansiyon). Oturmak ya da sırtüstü yatmak gibi vücudun pozisyonunda oluşan değişiklikler, egzersiz, uyku gibi

durumlarda kan basıncında değişimler oluşabilir.

Kan basıncı 130/80 mmHg(yani 13/8) denildiğinde; 130 sistolik, 80 diyastolik kan basıncı olarak adlandırılır.

Kan basıncı 120–129/80–84 aralığında ise normal 140/90 mmHg veya üzerinde ise yüksek (hipertansiyon) olarak kabul edilir.

Kan basıncı değerlerinin sınıflandırılması

Hipertansiyon, dünyada önlenebilir ölüm nedenleri içerisinde bir numaralı risk faktörüdür. 2000 yılı itibariyle

dünyada erişkin nüfusun %26.4’ünün hipertansiyonu olduğu ve bu oranın 2025 yılında % 29.2’ye çıkacağı

öngörülmüştür. Bir diğer deyişle, halen 972 milyon insanın hipertansiyonu vardır ve 25 yıl sonra bu rakam 1.5

milyarı aşacaktır.

• Hipertansiyonu olan bireylerin çoğu, ekonomik olarak gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır.

 Kadınlarda hipertansiyon sıklığıerkeklerden daha yüksektir.

• Ülkemizde 30 yaş altında görülen hipertansiyon sıklığı %12 olup, 60 yaşından sonra % 60-80 lere kadar

yükselmektedir.

• Yüksek tansiyon yalnızca yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilir. Ancak 35 yaşından sonra görülme

sıklığı artar. Orta ve ileri yaşlarda daha yaygındır. Sişmanlar, alkolikler, diyabetik (seker hastalığı) hastalar, genetik yatgınlığı olanlar, aşırı tuz tuketenler, aceleci,sabirsiz, stresli kişilik yapısı olanlar, sigara kullananlar, sedanter (hareketsiz) hayat tarzı olanlar, böbrek ve/veya hormon hastalığı olanlar ve uyku apnesi olanlar ile doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha sık görülür. Kalp, beyin ve böbreklerimiz, uzunca bir süre yüksek kan basıncı ile başa çıkabilir ve belirti vermezler, bu nedenle hastalar yıllarca yüksek tansiyon hastası

olduklarını bilmeden yaşayabilirler. Ancak, bu durum, vücudumuza zarar vermediği anlamına gelmez.

Bu nedenle hipertansiyon, ’ SESSİZ KATİL’ olarak da bilinir. Çünkü yüksek kan basıncı, özellikle kişide diğer risk faktörlerinden (şişmanlık, sigara, kan kolesterolünde artış, diabet(seker) gibi) bir veya daha fazlasının bulunması halinde, inme, kalp krizine yol açan koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği ve böbrek yetersizliği riskini doğrudan ve birkaç kat artıran büyük bir risk faktörüdür.

Kan basıncı neden yükselir?

Yüksek tansiyon olgularının %90-95’inde hastalığın nedeni bilinmemektedir. Bu durum esansiyel hipertansiyon olarak adlandırılmaktadır. Kalan %5-10 olgu ise, başka bozukluklara bağlı ikincil (sekonder) hipertansiyon olgusudur. Bu bozuklukların başında böbrek ve böbrek-damar hastalıkları gelmektedir. Ayrıca vücutta hormon salgılayan bazı bezlerin aşırı salgı yapması halinde de hipertansiyon görülebilir. Kalpten çıkan büyük damarın (aort) doğumsal darlıkları ve uyku apnesi sendromu ile bazi nörolojik hastalıklarda ikincil (sekonder) hipertansiyona yol açabilir. Bu bozukluklar düzeltildiğinde sıklıkla kan basıncı da normale döner.

Kan basıncı ölçümü nasıl yapılır?

Yüksek tansiyon hastası olduğunuzu anlayabilmenin tek yolu kan basıncınızı ölçtürmektir. Çünkü bu hastalık

genellikle belirti vermez ve sanılanın aksine, hipertansiyon ille de gergin, sinirli ya da hiperaktif insanlarda

görülmez, çok sakin yapıda bir kişide de pekala yüksek tansiyon olabilir. Normal kan basıncı olan kişiler kan

basınçlarını en azından yılda bir ya da mümkünse daha sık ölçtürmelidirler. Tansiyonunuzun tek bir defa yüksek

çıkması sizin hipertansif (yüksek tansiyonlu) olduğunuz anlamına gelmez ancak kan basıncınız konusunda

daha dikkatli olmanız konusunda sizi uyarmalıdır.

Kan basıncı yüksek normal olan (sistolik 130–139, diyastolik basınç 85–89 mmHg arası) kişilerin ve birinci

derece akrabalarında yüksek tansiyon olanların kan basınçlarını daha sık (hekimlerinin belirleyeceği sıklıkta),

en azından 3-6 ayda bir ölçtürmeleri gerekir.

 Tansiyon, ideal olarak sakin ve sessiz bir ortamda, kişi dinlenmiş ve sakinken ölçülmelidir. Son 15 dakika

içinde sigara, çay gibi kan basıncını etkileyebilecek şeyler alınmamalıdır. • Kan basıncı ölçülecek kol çıplak olmalı, kolu sıkan giysiler giyilmemelidir. • Tansiyon aletindeki manşon (havanın doldurulduğu lastik kısım)

kalp hizasında olmalı, gerekirse kol alttan yastık gibi bir cisimle desteklenmelidir. Yüksek tansiyon yaşam boyu süren bir hastalıktır, ancak kontrol altında tutulabilir. Bunu, kan basıncını yükselten risk faktörlerini kontrol

ederek yapabilirsiniz. Bunun için aşağıdaki önerileri benimsemelisiniz: Eğer fazla kilonuz varsa zayıflayın.

Kilo verdiğinizde kalbinizin yükü de azalır ve sıklıkla kan basıncınız da düşer. Diyet yaparken alkollü içeceklerden uzak durun, çünkü bunların besleyici değeri yoktur ve kalorileri yüksektir. Düzenli egzersiz yapın. Fiziksel aktivite azlığı yalnızca sizi şişmanlatmakla kalmayıp kalp krizi ve inme riskini de artırır. Düzenli egzersiz,

her gün 30–60 dakika süre ile yapılan orta-ağır şiddette egzersiz (en azından günde 30 dakikalik yuruyus) şeklinde tanımlanmaktadır.

Sigarayı bırakın.

Yediğiniz tuz miktarına dikkat edin. Tansiyon açısından alınması önerilen günlük tuz miktarı maksimum

5-6 gram’dır. Sofrada tuzluk bulundurmamak, yemeklere az salça koymak ve aşırı tuzlu gıdalardan kaçınmak yapılması önerilen ilk adımlardır. Gerekli durumlarda doktorunuz daha fazla tuz kısıtlaması önerebilir.

Stresle başa çıkmayı öğrenin. Bu konuda düzenli egzersizin büyük yararı olacağından emin olun! Kalp sağlığını koruyan gıdaları alın. Tuzlu yememeniz, yeterli meyve ve sebze tüketmeniz, yağsız ya da az yağlı süt ürünleri tüketmeniz önerilmektedir.

Bu tip bir beslenme ile yeterli potasyum, kalsiyum, magnezyum ve protein alırken aldığınız toplam yağ, doymuş

yağ ve kolesterol miktarını da azaltmış olursunuz. Hamileyseniz ya da doğum kontrol hapı kullanıyorsanız daha da dikkatli olun. Kullandığınız ilaçların tansiyonunuza etkisi olup olmadığını doktorunuza sorun. Bazı ilaçlar tansiyonunuzu yükseltebilir veya tansiyon ilaçlarının etkilerini azaltabilir. Steroidler (kortizon), romatizma ilaçları, konjesyonu (doluluk hissi) giderici burun damlaları ve diğer bazı soğuk algınlığı ilaçları, zayıflama ilaçları, bazı depresyon ilaçları bu ilaçlar arasında yer alır.

Zayıflama, diyet, egzersiz, sigarayı bırakma, stresle başa çıkma, alınan tuz miktarına dikkat etme gibi önlemlere

rağmen kan basıncınız 140/90 mmHg ya da üzerinde ise, şeker veya böbrek hastası iseniz 130/80 mmHg ve

üzerinde olduğunda, doktorunuz size antihipertansif (kan basıncını düşürücü) ilaç tedavisine başlayacaktır.

Tedavinin başlıca hedefi kardiyovasküler (kalp-damar) hastalik riskinde maksimum azalma sağlamaktır.

Hipertansiyonlu hastalarda, tedavi ile ulaşılan kan basıncı düzeyi kardiyovasküler riskin en önemli belirleyici faktörüdür. Kan basıncını optimum (ideal) duzeye düşürme, kalp krizi ve inme riskini %30 azaltır. Bu nedenle sistolik kan basıncı için hedef <120 mmHg ve diyastolik için <80 mmHg olarak verilir.

Kan basıncı ve risk durumuna göre ilaç tedavisine yaşam tarzı değişiklikleri ile birlikte hemen başlanabilir. Kan

basıncı riski düşük hastalarda birkaç hafta ve ay yaşam tarzı değişiklikleri yapılır. Sonra gerekirse ilaca başlanır. Hastalar ilaç kullanırken de mutlaka yaşam tarzı değişikliklerini sürdürmelidirler.

Bir sonraki sayımızda yine “düzeltilebilir” risk faktorlerinden biri olan Yüksek kolesterol konusunu ele alacağız. Yorumlarınız ve sorularınız

icin email adresim;

 harunuzel73@yahoo.com

Saglıklı günler dileğiyle

Dr. Harun Uzel

Kardiyoloji-Dahiliye

KSS-Skövde-Isvec

 

 


 KuluHaber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları KuluHaber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]