13 Nisan 2012 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Kulu'da unutulan zenginlik...

Kulu'da unutulan zenginlik...

Atila ALTUNTAŞ

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 3777 kez okunmuştur

İsveç’in en büyük süper marketlerinden biri olan ICA’ya her alış- veriş için girdiğimde şöyle bir etrafıma bakarım.  Zira her yıl laboratuarlarda alımlı tasarlanmış uzun süre bozulmadan saklanabilen, kalorisi veya besin değerleri belirlenmiş binlerce yiyecek ve onların yerini almaya hazırlanan benzeri yeni yiyecekler. Bu ürünler insanlara her açıdan büyük kolaylıklar sağlaması nedeniyle büyük ilgi görüyor.

Artık Kulu’da da durum pek farklı değil. Coğrafyamız iklimsel fırsatlar verse de, yani herkesin havlusu, hayatı, ekilecek arazisi olsa da, küresel ölçekte rahatlık ve vurdumduymazlık hepimizi etkiledi ve mutfak kültürümüzü geride bırakarak hazır yiyeceklerin esiri olduk.

Nitekim eskiden herkesin süt sağlayabileceği hayvanı vardı. Yazın herkes havlusunu(Avlu) eker, kışlık yiyeceğini bile yetiştirdiği sebzeleri kurutarak elde ederdi. Zaten ailenin olmasa olmazı, tandır damları sayesinde ekmek ihtiyacı rahatlıkla karşılanıyordu. Amacım, ‘’köyümüze geri dönelim Fadime’nin düğününde halay çekelim’’ misali milleti eskiye döndürmek değil. Zira günümüz insanı bir yere giderken cep telofonunu evde unuttuğu zaman, eve dönene kadar bunalıma giriyor. Teknolojiye ve rahatlığı bu kadar alışmış insanı geri döndüremeyiz ama Kulu’nun geleneksel mutfak kültürünü yaşatabiliriz…

Yemeğin yapımı ve tüketimi esnasında, aile değerlerinin ve sosyalleşmenin tetiklemesi ile bireyin dünyayla ilişkisi biçimleniyor. Bu nedenle tarihi mutfak kültürü içinde kalmış ve unutulmuş yemeklerimizi incelemeli ve onları zamana uyarlamalı ve gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Belirgin ve karakterli bir mutfak kültürünün varlığı böyle mümkün olabilir.

Tabi bunları yapmakta Sivil Toplum Örgütlerimize düşüyor. Son günlerde Kulu’da sevindirici biçimde artan Sivil Toplum Örgütlerimizin faaliyetlerini takdirle izlerken, bu konuya da el atmalarını rica ediyorum. Yâda bu geleneklerimize çok duyarlı olan Danimarka’da yaşayan şairimiz Sayın Hüseyin Gazi Şener’e konuyu havale ediyorum. Aksi takdirde yeni nesil; Asıda, Gömeç, Dutmaç, cimcik, guzulağa, döömeç, bıkla, hamur topalağı gibi daha saymadığım birçok yöresel yemeklerimizin tadına bakamayacak.  Veya benim gibi okula giderken, şekerli düğülcüğü dürünüp yiyemeyecek…

 

 


 KuluHaber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları KuluHaber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.094 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]