16 Mayıs 2012 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Toplumsal Tehlikeler,

Toplumsal Tehlikeler,

Mehmet PASTUTMAZ

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 3913 kez okunmuştur

Toplumu bozan tehlikelerden birisi de önceki yazılarımda bahsettiğim "Hasetlik" gibi “Dalkavukluk” tur.Aşağılayıcı bir kavram olarak kullanılmakla birlikte dalkavukluk, geçmişten günümüze şekil değiştirerek varlığını devam ettirmektedir. Menfaat amacıyla başkalarına saygı ve hayranlık gösterisi yapmak,  yaranmaya çalışmak, dalkavukluğun en belirgin özelliklerindendir.
    Dalkavukluk son zamanlarda bir hayat tarzı olarak  yükselme ve itibar görme  aracı olarak toplum hayatında yerini almıştır. Geçmişte dalkavukluk, toplumsal hayatı veya devlet idaresini etkilemeyen bir meslek alanı ve mizah konusu iken;  günümüzde, hayatımızı ve devlet idaresini istila eden kaygı verici bir durum olarak yaşanmaktadır.
   Bu söyleyiş günlük dilde aşağılayıcı bir kavram olarak kullanılmasına rağmen hayatımızda neden etkili bir davranış tarzı olmaktadır acaba? Dalkavukluk; makam, servet, güç, şöhret sahiplerine karşı yapılan karşılığında çıkar elde edilen bir davranış şekli değil midir? Kişilerin ancak uzun bir çaba, yetenek ve eğitimle elde edebilecekleri çıkarı bir anda elde etmesi dalkavuklukla mümkün olmaktadır.
   Dalkavukluk; onur kaygısı yaşamayan, yeteneğine güvenmeyen, çalışmayı sevmeyenler için cazip bir yol olarak görünmektedir. Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün sağladığı çıkardan fazla ise orda dalkavukluk yaygın bir davranış haline gelir.  
   İnsan iradesini özgürce kullanamıyorsa, özgür bir irade oluşturacak eğitim ve kültürden yoksun yetişmişse  dalkavukluğa meyillidir. Rahatlıkla iradesini bir güce, bir çıkara yaslar.Bizde de “sürüden ayrılanı kurt kapar” “Önde gitme asılırsın, arkada kalma basılırsın” gibi sözlerle sürüye uyma telkin edilir. Özgür irade kullanımı tehlikeli bir davranış olarak gösterilir. Özgür irade kullanımı aynı zamanda sorumluluk almaktır. Dalkavuk kişi özgür iradesini kullanmaz. Başka iradenin oyuncağı olarak davranır. Böylelikle hem sorumluluk almamış hem de çıkar sağlamış olur.
   
  Bizde dalkavukluğun tarihsel geçmişi vardır. Osmanlı sarayında dalkavukların bulunduğunu ve padişahı eğlendirdiğini biliyoruz.  Eğer yanlış bir davranış toplumca kınanmıyor aksine itibar görüyorsa o toplumda o davranış yaygınlaşır. Örneğin bir toplum, temiz ellere değil de, dolu ellere itibar ediyorsa o toplumda çıkarcılık ve vurgunculuk yaygın hale gelir. Dalkavukluğun geçmişte bir meslek, bir geçim kaynağı olması günümüze kadar devam eden bir süreçtir. Ancak dalkavukluk günümüzde şekil değiştirmiş meslek olarak değil, karakter olarak yaşanmaktadır.
   Dalkavukluğun bir mizah malzemesi olarak sohbetlerde yer alması hoştur. Ancak ülke yönetiminde dalkavukluğun yer alması o ülkenin batmasına yol açacak bir süreçtir. Çünkü dalkavukluk;  ehliyetli, liyakatli, yetenekli, başarılı, çalışkan insanların yükselmesini önler. Bu durum bürokraside “olumsuz eleme” dediğimiz kötülerin yükselmesi, iyilerin ise bertaraf olması sonucunu doğurur.
   Bu kötü huyun yok edilmesi belki zordur ama azaltılması için neler yapabiliriz, dersek? Eğitim sistemimiz kişilikli, erdemli, sorumluluk sahibi ve özgür düşünen insanlar yetiştirmeli. Yetenek ve çalışma ile kazanma arasında orantı doğru kurulmalıdır. Makamlar, servetler hak edilerek elde edilmeli, hukuk düzeni korunmalıdır. Padişahlık dönemi gibi lütuf ve gazap kültürü değil hukuk kültürü egemen olmalıdır. Yöneticiler, iktidarın lütfüyle “âbâd”, gazabıyla “berbat” olmamalıdır. İşler ahbap çavuş ilişkisiyle değil hukuk düzenle yapılmalıdır. Toplumda dalkavukluğun itibar görmeyeceği bir anlayış gelişmelidir. Dalkavukluk ilgi ve itibar görmediği yerden muhakkak göç edecektir.Dalkavukluğun bir yandan bireysel çıkarlar sağlarken diğer yandan bir yönetimin hatta bir toplumun yok olmasına neden olacağı bilinci yerleştirilmelidir. Temiz bir toplum için Allah dalkavuklardan korusun dileklerimle, vesselam.
Konya 16 Mayıs 2012


 KuluHaber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları KuluHaber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]