17 Ekim 2012 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Milyonlarca kron neden toprağa gömül dü?

Milyonlarca kron neden toprağa gömül dü?

Atila ALTUNTAŞ

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 3385 kez okunmuştur

Kulumuz, Türkiye'nin en zengin ilçelerinden biridir. Döviz girdisi olarak, Alanya, Marmaris ve Bodrum gibi dünya'nın her tarafından turist çeken ilçelerin hemen ardından gelir. 

Deyim yerindeyse Kulu, Türkiye"nin döviz ambarıdır. Bir örnek verecek olursak; Şimdiki MHP Kulu ilçe başkanı ve eski belediye başkanı Sayın Orhan Yüksel anlatmıştı; Özellikle İsveç'te yaşayan gurbetçilerin Kulu'ya dövizlerini genellikle Akbank üzerinden göndermeleri Sayın Yüksel'in dikkatin çeker ve miktarı öğrenmek için Kulu Akbank şubesinden bilgi ister. Gelen bilgi Yüksel'i çok şaşırtır. Çünkü sadece İsveç'ten Akbank'a gönderilen aylık döviz miktarı 17 milyon dolardır.( Elden ve diğer bankalarla gönderilen döviz hariç)

Bu bilgi doğrultusunda bankadan gerekli evrakları alan Belediye Başkanı doğruca İstanbul'a yani Akbank'ın sahibi Sabancı Centra varır, durumu izah eder ve Kulu Belediyesinin bütçesine yardım amacı ile her yıl olmak şartıyla bir miktar para ister. 

Bu teklif karşısında afallayan yetkili prensip olarak böyle bir şey yapamayacaklarını söyler. Bu cevaba sinirlenen Yüksel, yanında getirdiği evrakları yetkiliye gösterir ve ''Eğer her yıl bir miktar para yardımı yapmazsanız, İsveç'e gider ve vatandaşlarıma durumu izah eder ve bir daha da sizin banka ile kuruş döviz transferi yapmazlar'' der. Hiç beklemediği bu çıkış karşısında bir müddetliğine odayı terk eden yetkili daha sonra odaya geri gelir ve ''Teklifinizi kabul ediyoruz'' der. 

Bu olay da gösteriyor ki, Kulu'ya yıllardır başta İsveç olmak üzere dünya’nın dört bir yanından yüksek miktarda döviz giriyor. Buna paralel olarak ta Kulu'nun en büyük sorunu İşsizlik. Hala yüzlerce kişinin çalışabileceği bir iş alanı yok. En acısı da Türkiye'nin en zengin ilçelerinden biri olan Kulu’da insanımıza aş-iş imkanı sunan hala bir fabrikanın olmaması.

Rant ekonomisinin hâkim olduğu Kulu'da 90'lı yıllarda kendini Kulu'nun önderi olarak niteleyen birileri çıktı herkesin bahçesine villa tipi pahalı evler yapmaları konusunda tavsiyelerde bulundu. Bu tavsiye ses getirirken gurbetçiler ev yaptırma yarışına girdi ve binlerce ev yaptırıldı, milyarlarca döviz toprağa gömüldü. Sonuç: Bir kaç kişi bu ranttan faydalanarak aşırı zengin oldu ve parasına para kattı, yapılan son model evler sahibinin başına bela oldu. Evlere göz kulak olsun diye yalvar yakar ayda da bir miktar para vermek şartıyla kiracılar bulundu.

Milenyum olarak nitelendirilen 2000'li yıllarda bu önderler tekrar sahneye çıktı ve ''Artık bahçeye ev yapma modası kalktı, yeni moda Ankara - Konya yolu üzerinde yeni yapılan lüks daire alınması'' yönünde oldu. Gurbetçiler bu tavsiyeyi de olumlu karşılayarak bu güzergahtan daire alım yarışına girdiler. Yüzlerce daire fahiş fiyatlara satıldı ve satılmaya da devam ediyor. 

Yine birileri zengin olurken kaybeden Kulu ve vatandaşlar oldu. Kazanan yine dolar ve gayri menkul zengini üç-beş karaborsacı oldu. Maalesef Kulu'da değişik ticari alanlarda sadece paradan para kazanmayı kendilerine ilke edinmiş bir seçkin zümre var. Bu zümre de ''Biz Kulu'nun imkanlarını kullanarak zengin olduk, haddinden fazla da para kazandık, ahde vefa örneği gösterelim de Kulu’ya bir çok kişinin çalışacağı bir iş yeri veya fabrika açalım'' düşüncesini hiç göremezsiniz. Göremediğiniz gibi, daha vatandaşın elinde sıcak para varsa onu da elinden nasıl alırım hesabı ile yanıp tutuşurlar.

Maalesef bu durumu önceden görecek bir yöneticimiz, siyasetçimiz ve akil adamlarımız olmadığı için de, esnafın bugünkü zor durumuna çözüm bulamıyoruz. Yaptığımız tek icraat her alanda olduğu gibi birbirimizi suçlamak.

HANGİ ÇAĞDA YAŞIYORUZ…

Anlatacağım garip ama gerçek olay 21. Yüz yılda İsveç’te yaşanıyor. İsveç’e 14 sene önce gelmiş ve hiç evlenmemiş bir kardeşimiz, kendisi gibi evlenmemiş 30 yaşlarında İsveç’te doğup büyüyen bir bayanla hayatını birleştirmek isteğinin faturası çok ağır olunca maalesef bu isteğinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Evlenecek kardeşimiz 38 yaşların da, kendine ait iş yeri var. Aylık kazancı da vergiden sonra 30 bin kron civarların da… Evlenmek için dünür gittiği kız da 30 yaşlarının biraz üstünde, İsveç’te üniversiteyi bitirmiş ve iyi bir işi maaşı var.

İlk etap da her iki ailede çiftin bir birlerine uyduğunu kabullenerek evlenmeleri için yeşil ışık yakmış. Yeşil ışık yakmış yakmasına da, iş evlilik şartları mihir senedi konuşulmaya başlayınca işin rengi değişmiş. Kız tarafı damat tarafından, 500 bin kronluk altın, 150 bin kronluk tek taş özel yüzük, çiftin oturması için 1 milyon kronluk villa ve çok özel ve masraflı düğün istemiş.

Tabi ki damat ve ailesi bu istekleri karşılayamayacaklarını belirterek, kız istemekten vaz geçmişler…

Şimdi ben bu durumu modern çağın seküler anlayışı ile karşılaştırıyorum örnek olarak İsveçlilerin nişan ve evlenme merasimleri karşıma çıkıyor. Sonuç; çok sade ve gösterişsiz ve her iki ailenin de bütçesine uygun evlilikler gerçekleşiyor. Dini açıdan bakıyorum dört büyük din de evliliğin ve insan neslinin devamına vurgu yaparak, evlilikte mihir senedini hafif tutulmasını insanlara tavsiye ediyor. Bu şartlar altında yukarda anlattığım evlilik biçimini bir formata sokamadım. Sizce bu evlilik biçimi hangi formata girer…?


 KuluHaber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları KuluHaber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]