29 Kasım 2012 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Kulu'ya hiç yakışmayan cenaze adabı...

Kulu'ya hiç yakışmayan cenaze adabı...

Atila ALTUNTAŞ

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 5741 kez okunmuştur

Eskiden Kulumuzun insanın en önemli özelliklerinden biri de yardımlaşma ve dayanışmaydı. Bu yardımlaşma ve dayanışma olayı cenazelerde zirveye çıkardı. Ölüm haberi alınır alınmaz herkes el ele verir, küslükler bir tarafa itilir ve müthiş bir yardımlaşma örneği gösterilirdi. Üzüntüler paylaşılır bir yandan da defin işlemi sürdürülürdü.

Ölüm haberinden sonra tam bir görev dağılımı yapılır. Eğer cenazenin yakınları Avrupa’da ve İsveç’te ise, haberler gönderilir uzaktaki yakınların gelmesi ile sala sesleri yükselirdi. Cenaze evi adeta mahşeri kalabalığa dönüşür ve herkes üzerine düşen görevi yapmaya çalışırdı.

Bunların içerisinde en dikkat çeken dayanışma, cenaze sahiplerinin onca üzüntü ve kargaşada yemek yapmaları ve çevreden gelen misafirleri ağırlamaları mümkün olmadığından çevrede oturan kadınlar, konu-komşu evlerinde yaptıkları yemekleri cenaze evine getirir, baş sağlığı dilenir ve bir hafta boyunca da yemek getirme faslı devam ederdi.

Ama maalesef 15-20 yıldır bu güzel cenaze âdetimiz modern hayatın ve ekonomik şartların etkisiyle büyük bir değişime uğradı. Artık cenaze evleri birlik beraberliğin ve dayanışmanın sergilendiği, yaslarımızın paylaşıldığı mekân olmaktan çıktı ve tüm sorumluluk cenaze sahibine yüklendi.

Ölüm haberi ile birlikte mevtanın birinci derecede yakınlarının ilk işi iyi bir aşçı ve çaycı tutmak ve daha sonrada aşçının ve çaycının istekleri doğrultusunda çarşı- pazardan alış- veriş yapmak oldu. Sanki düğün evi gibi üç veya dört gün başsağlığı için gelen misafirlere yemek ve çay servisi yapılıyor… 

4-5 sene önce Kulu’da yaşayan bir dostum anlatmıştı. Yakın bir arkadaşının babası kalp krizi geçiriyor ve acil olarak Kulu Devlet hastanesine kaldırılıyor. Bir saat sonra Doktor, ‘’Tüm müdahalelere karşın hastayı kurtaramadık başınız sağ olsun’’ diyor. Babasının ölüm haberini alan vatandaş, üzülmeye bile fırsat bulamadan araya hatırı sayılı kişileri sokup özel bir bankadan babasının cenazesini kaldırmak için 4 milyar kredi çekiyor. Daha sonra rutin işleme geçerek, aşçı ve çaycıyı tutup ve toptancıdan alış- verişini yapıyor.

Gerçekten çok utanç verici bir durum! Bu vatandaş cenazesine üzülüp yasmı tutsun? Yoksa milleti memnun etmek için oraya- buraya mı koşuştursun? Ha! Bir de milleti memnun edebilse… Ben Kulu’da iken taziye için gittiğimde cenazelerde bazı olaylara da birkaç kez şahit oldum. Aşçının hazırladığı çeşit-çeşit yemekler geliyor ardından tavşankanı çaylar içiliyor. Cemaatin içinden bazı kimseler memnun olmadıklarını belirterek,’’ Yav aşçı eti sert yapmış, Pirinç de iyi pişmemiş’’ gibi şikâyetlerde bulunuyorlar.

Bence bu adet Kulu’ya hiç mi hiç yakışmıyor… Cenaze sahibi isterse Kulu’nun en zengin insanı olsun bu sorumluluğun altına sokulmaması lazım… Bu konuda Tavşançalı kasabasındaki uygulamayı örnek alabiliriz. Orada da aşçı ve çaycı tutuluyor. Taziye ye gelenlere üç- dört gün yemek ve çay servisi yapılıyor ama bir farkla! Orada bu hazırlıkları cenaze sahibi ve birinci derecede akrabalar yapmıyor. Tüm bu hazırlıklar konu- komşu, eş- dost yapıyor ve aralarında topladıkları paralarla gerekli ödemeler yapılarak bir nebze olsun cenaze sahibinin acısı hafifletilerek birlik-beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma örneği sergileniyor…

Sevgili Peygamberimiz, Cenazeyi taziye ziyareti ili ilgili olarak ‘’Kim felakete uğrayan kardeşini taziye ederse Allah ona kıyamet gününde ikram elbiseleri giydirir.’’ buyurmuştur.

Taziye evine komşularının ve akrabalarının yemek yapıp götürmeleriyle ilgili olarak da ‘’ Kardeşinizin evine yemek götürün .Zira onlar bu üzüntülü günlerinde( 3 gün ) yemek işleriyle uğraşamazlar.’’buyurmuştur.

Özetle; İnsani ve İslami bir vazifenin gereği olarak, komşuların ölü sahibine yemek pişirmeleri ve ona yemek göndermeleri güzel bir harekettir. Ölenin ev halkına üç gün yakınları ve dostları tarafından yemek götürülmesi sünnettir. Yemek için ölü sahiplerine ısrar da edilir. Ne yazık ki, ülkemizin birçok yerlerinde bu sünnetin yerine bidat konmuştur. Ölü yakınlarını taziyeye gelenlere yemek hazırlanır, adeta bir düğün havası estirilir hale getirilmiştir.

Gelin bizler de beyaz bir sayfa açarak, bizleri utandıran bu yanlış adetten vazgeçelim. Yardımlaşma ve dayanışma duygularımızı öne çıkararak, taziye evine yakınları ve komşuları olarak aşçısını ve çaycısını kendi imkanlarımızla tutarak, gerekli olan malzemeleri de kendimiz alarak, taziyeye gelenlere yemek ve çay ikramında bulunalım. Bu sayede Cenaze evinin acısını hafifletmiş ve cenaze evine katkıda bulunmuş olalım


 KuluHaber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları KuluHaber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

YASAL UYARI: Bu site içerisinde yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Site içerisinden alınan alıntılar kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Site içerisinden yapılan yorumlardan yorumu yapan ilgili sorumludur ve sitenin yorumları yayınlama hakkı saklıdır.

Adres : Hakan Akdağ
Tel :+905414910647
Bu site 0.094 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]